11 Ağustos 2009 Salı

The Ghosts of Girlfriends Past/Hayalet Sevgililerim


Taze taze oturup yazayım bari. Şimdi bitti desem yalan olur. Yarım saat önce bitti sanırım, yarım saat film müziği aparatımla uğraştım.

Neyse gelelim fasülyenin faydalarına. Naçizane tavsiyem, sakın sinemada izlemeye kalkmayın. Değecek bir film değil. Eğlenceli m derseniz; evet, oldukça. Ama çıtır çerez. İyi vakit geçirtiyor o kadar. Şahsen kız filmi diyebileceğim filmlerin çoğunda filmden sonraki üç saat yüzümde bir sırıtmayla dolaşırım.Henüz 40 dk oldu film biteli, sırıtma mırıtma yok valla. Türünün iyi örneklerinden biri değil yani.

Connor Mead,çapkın fotoğrafçı, nerde akşam orada sabah bir vatandaş. Elinden bir uçan bir de kaçan kurtuluyor. Kardeşinin düğününe gidip ortalığı allak bullak ediyor. Ha bu arada Dickens amca yazmasa Hollywood hangi konuyu ısıp ısıtıp sunarmış bilmiyoruz, Bir Noel Şarkısının devşirilmiş hali çıkıyor karşımıza. Connor'ın amcası Wayne'in ön rehberliğinde geçmişten, şimdiki zamandan ve gelecekten üç hayalet Connor kardeşimizi ziyaret ediyor. Geçmişte yaptığı hataları, şimdiki zamanda hangi konumda olduğunu ve gelecekte nasıl bir hayatı olacağını gösteriyorlar.

Michael Douglas, çapkın ve hayalet amca Wayne rolüne süper oturmuş:) O role başkası düşünülemezdi sanırım. Geriye taranmış saçları, 70lerle 80lerin arasında bir tarihten fırlama giyimi, elindeki viski kadehiyle sevimli bir Nuri Alço'ydu desem abartmış olur muyum:) Sonuçta ikisi de aynı amaçla yapıyor bunu, Wayne amca biraz daha aleni...Connor da bu amcayı örnek almış.Mattew McConaughey artık farklı bir rol oynasın kampanyası başlatmak istiyorum. Çapkın ama başından geçen olaylar dolayısıyla durulan aşık rolü üstünde kalıplaşacak. Gereğinden fazla abartılı oynuyor bence. Jennifer Garner'sa rolüne pek oturmamış. Ne bileyim daha farklı biri olabilirdi kanmca. Ama hayaletlere bayıldım:) Geçmiş kendi başına bir facia zaten, şimdiki zamansa tam bir cadaloz, gelecek zaten pek gözükmüyor. Ama favori sahnen ne dersen Wayne amcanın şemsiye açıp da yağan yağmura "Senin ağlayan bayanların gözyaşları bunlar" demesi derim herhalde. Çok şık bir sahneydi. Hem fotoğraf karesi gibiydi hem akıllıca ve ironikti. Hani oturup çok zekice olup beynimi yormasın, çok eğlencelisine de gerek yok, öyle seyredeyim işte filmi bu...Sonunu söyleyeyim mi:P Valla filme para vermediğime hiç pişman değilim. Gerçi beğenseydim kesin gider filmi izlerdim hiç sorun değil ya neyse...Kısacası Charles Dickens'ın ruhu bir Fatiha ister a dostlar, yoksa Hollywood napardı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder