13 Ekim 2013 Pazar

Bridesmaids/Nedimeler


Yavan olacağının bilincindeyim ama sinemanın hayatımdaki etkisini ne kadar tarif etsem az herhalde... Film izlerken kendimi unutuyorum en klişesinden... İki an var aklımda: Biri babaannemin ölümü, diğeri de eniştemin ölümü... Geleceğe Dönüş'ü ilk kez ben babannemin öldüğü gece izledim. Şimdi ne ki diyebilirsiniz ama annem-babam çalıştığından beni neredeyse babannem büyüttü. Hayatımın ilk büyük kaybı... Yaşım çok büyük değildi, ama anlamayacak yaşta da değildim. O gece Geleceği Dönüş'ü izlerken zaman uçmuştu. Ben ben değildim. Acım yoktu. Hiçbir şey yoktu. Seneler sonra eniştemi kaybettiğimizde de aynı şey oldu. Eniştemle çok yakın değildik açıkçası, belki başka bir şekilde duysaydım ya da beklenen bir ölüm olsaydı o kadar sarsılmayabilirdim ama hayatımda ilk defa bir kaç sene önce hayatımızın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu, umudun her şeye yetmediğini anlıyorsun. Cenaze için gittiğimiz Manisa'dan dönerken otobüste Sherlock Holmes'ü izledim. Film bittiğinde bir an kendime "Ben niye burdayım lan?" diye sorduğumu hatırlıyorum, cidden sordum. Hala bu soruyu sorduğum için hala şaşırıyorum bazen. Sonrasında Atilla Dorsay bir röportajında "Hayatımda sinema olmasaydı belki daha zor geçebilirdi, üzüldüğümde de bir film seyrettim sevindiğimde de..." gibi bir cümle kurmuştu. Aynen öyle galiba... Sinemanın mucizesi dedikleri şey sanırım benim için bu...

Elbette ölümle kıyaslanamaz ama çok çok yakın bir arkadaşımla ciddi bir tartışma içerisindeyiz ve batacak mıyız çıkacak mıyız ne olacağını bilemediğim bir yere doğru gidiyor, çünkü herkes kendini haklı görüyor ki bence en tehlikeli şey bu. O sinirle kendimi bilgisayarla evden atıp kafenin birinde oturup "Nedimeler"i izleyince yine iki saatliğine kendimi unuttum. Girizgah uzun oldu değil mi? Ben ne zaman kısa yazdım ki:)

Şimdi lafım öncelikle "kız filmi" diye adlandıranlara... Canım, daha önce romantik komedi, chick flick gibi isimlerle de adlandırdığımız bu tip filmlerden hiç izlemediniz mi? Evet, cins-i latif'e biraz daha hitap edebilir ki "Hangover" da bana bir erkekten daha az şey ifade ediyor. İçinde aşk yok mu? Var. Ama bu bir filmi romantik komedi yapmaz. Bunun bir formülü var anacım, sayfanın biraz altında denk geleceğiniz bir yazıda formünü de yazdım. Buyrun oradan bakın.

"Nedimeler", işin özünde bir komedi filmi... Hani şu "hiç gülecek halim yok" halimde beni kafenin ortasında kahkaha attırmış bir filmden bahsediyoruz. Diğer taraftan bir feyz alma filmi ki herkesin buna katılacağını sanmıyorum. Ben de filmin ana karakteri kadar olmasa da bir çeşit "loser" olduğumdan olsa gerek, "loser" kadınların hikayelerinden ve sonunda bata çıka temize havale olmalarından hoşlanıyorum galiba.

Basitçe özetlersek, evlenmekte olan Lillian ve beş nedimesinin düğün hikayesi aslında... Genel olarak baş nedime, Lillian'ın en yakın arkadaşı Annie üzerinden şekilleniyor. Annie, hayallerindeki işten uzaklaşmış, berbat bir aşk hayatı olan bir hanım kızımız... Aslında bir açıdan kendini bulma hikayesi de denebilir. Her şeyi mükemmel, bir diğer nedime olan Helen'la sidik yarışına girince, her şey birbirine giriyor. En azından taşları yerine oturttuğunu var saydığı hayatının aslında bir bok olmadığını görüyor. Bazen dibe vurmak lazım azizim, bünyeye iyi geliyor.

Gelelim kritiğine... Valla oturun izleyin, hoşça vakit geçirin kanımca. Birincisi Annie'yi oynayan Kristen Wiig pek bir şahane... Bir başka nedime olan Megan'ı oynayan Melissa McCarthy'nin bu rolden bir adet Oscar'ı var ki kabul ediyorum bu biraz abartı olmuş. Çok şahane oynuyor, en şahane karakter yine kendisi ama o kadar da değil, öeh! Nedimelerin hepsi birbirinden manyak zaten... Biri loser, biri "mükemmel", bir diğeri annelikten sıkılmış bir anne, biri hanım kız, sonuncu nedime de Megan zaten ki filmin en nev'i şahsına münhasır kadını... Film bazıları için çok "Sex and the City" gelebilir. Aslında değil, küçük Amerika olduğumuzdan mıdır nedir, az dozajda benzer hikeyeler yaşanıyor bizde de artık. Bu kadar açıktan yaşanmıyor sadece. Film ilk yarıda çok parlak değil ama ikinci yarıda toparlıyor ki biraz uzun haberiniz olsun:)

Çok keyifli bir yazı olmadığının farkındayım ama siz de seyredin diye yazdım. Normalde çemkiriyorum:) İçimden gelmedi, beğendim filmi... Güzel vakit geçirten, iyi bir komedi filmi bekliyorsanız tavsiyemdir. Ha özellikle 30'una yaklaşıp bunalım geçiren kadınlara ayrıca tavsiyemdir:) Arkadaş kavgasına, 30 yaş bunalımına, adet sancısına iyi gelir:)