3 Temmuz 2011 Pazar

İncir Reçeli


Sadece böhüüü diyorum size. Arkadaşlardan biri ne zamanlardır izle diyordu. Öylesine dün boş zamanımda bir açayım dedim. Sonunda filme küfretmedim desem yalan olur. Ay bana mı çok acıklı geldi, yoksa film hakikaten çok acıklı mıydı; bu aralar zuhur eden psikolojik durumumdan kelli mi tayin edemiyorum. Her türlü ağlardım yani ben bu filme. İnterneti tarasanız bol bol eleştiri bulacaksınız, belki izler kendiniz de eleştirirsiniz. Ama anasını satayım 21.yüzyıldayız işte, insan kolay aşık olmuyor, o yüzden en saçma aşk hikayesi bile bazen yaralayabiliyor.Yoksa evet, eleştirirler yer yer haklı, yeri gelince anlatacağım. Ama ne bileyim, Leyla ve Mecnunlar çağında değiliz. Bana kaside yazacak ya da yazdıracak adamı bulmak çok mümkün değil. Hadi onu geçtim, kimsenin derdi şerh etmek ya da edilmek değil, harala gürele yaşıyoruz(Ben bu aralar çok ders çalıştım sanırım). İşin özü aşkın bugünlerde şiirsel bir tarafı olduğuna inanmıyorum. İşbu yüzden film bana çok şiirsel geldi.

Film senaryoları beğenilip de bir türlü çekilmeyen, sonra da kağıttan uçaklara dönüştüren skeç yazarı Metin, hikayemizin baş kahramanı. Oyuncuları dizilerden tarif etmeyi sevmeyip her seferinde aynı şeyi yapıyorum. Metin'i de Türkan dizisinden hatırlayabilirsiniz; Türkan'ın kardeşinin kocasıydı kendisi. Tabii oradaki bıyığıyla beni benden aldıydı. Ama burada canından bezmiş karakteri güzel oynuyor. Duygu, yani esas kız da Melike Güner, hoş kız ama yani çok süper bir oyuncu diyemiyorum maalesef. Meseleyi özet geçeceğim, hönkürmeyin sonra naptın diye, bu anlatacağım şey filmin arası. Afişe bakıp da aldanmayın, acep Rain Man gibi bir hikaye mi, adam otistik mi filan diye... Yok değil. Kız AIDS (paldır küldür söyledim çok pardon), işbu sebepten Metin'le ilişkileri bir türlü ilerlemiyor. En büyük eleştiri şu: AIDS hastalarına haksızlık ediyorsunuz arkadaşım. Bir yandan hakikaten öyle, mesela bir yerde tedavi olursan kimliğin açığa çıkar serzenişi var. İyi de benim bildiğim hasta hakları diye bir hadise var, AIDS olsun soğuk algınlığı olsun, sen söylemedikçe kimsenin bilmesi mümkün değil. Ayrıca AIDS'te ekstra bir gizlilik mevzu bahis diye biliyorum. Bu kısımlara pek özenilmemiş hakikaten, biraz araştırsaydınız diyor insan. Ama diğer taraftan da "lan, çok saf anlatmış, yazık kııııız" nidalarıyla izleniyor mu? İzleniyor valla. Kanımca film, en saf yeşilçam duygularına hitap ediyor:) Tarık Akan'la Emel Sayın'dan "Feryat" olsun, ne bileyim Tarık Akan'dan yine "Canım Kardeşim" olsun seven tiplerdenseniz -ki ben seven tiplerdenim- sevilebilir bir film. Kusuru çok hacı, aldırmayın seyredin. Nitekim sadece Sezai Paracıklıoğlu'nun Duman performansı için bile izlenebilir, tabii ben buraya koydum diye bitirmeyin filmi ama:) Ha bir de şarkıcı bir abla var, o mu söylüyor bilmiyorum ama filmin müziklerinin çok şukela olduğunu söyleyebilirim. Yoğun istek üzerine yeniden gösterime girmiş bu aralar zaten. Ay ben yazmaya yazmaya enerjimi kaybetmişim yahu, kısacık oldu, en iyisi sınav çalışmaya devam edeyim ben.

2 Temmuz 2011 Cumartesi

bunak

İyice bunadım. An Affair to Remember hakkında bir yazı yazdığıma emindim ben lakin bulamadım anacım bir türlü... Yazmadım mı yoksa? Yazmadıysam yazacağım zira:)