31 Ekim 2016 Pazartesi

Nick and Norah's Infinite Playlist / Aşk Listesi



kendimi koca bir çılgın olarak görmeye başladım. sanırım her izlediğim filmi okuyup yazacağım. okumayın beni anam, ruhumu tatmin ediyorum şu an çünkü. sanki yazı yazında zibilyon tane insan okuyormuşçasına yazılar döşeniyorum. hoşuma gidiyor ama... aman canım, kime ne, öf ne dert ettim.

tamam, buzzfeed'in listesinde var diye izledim ama bu benim listeme girmez normalde. ama tatlış bir film kendisi. temelinde müzik yatan kitaplar ve filmler hep hoşuma gitmiştir. high fidelity bunun gerçekten çok iyi örneklerinden biri mesela; kitabını da filmini de ayrı ayrı çok severim. türk taklidi karışık kaset de fena sayılmaz (gerçi itin götüne sokup çıkarmışlığım da zamanında ama hep sevdiğimden). mesela son zamanlarda "bu şarkı hayatını kurtaracak"ı okudum yaşıma başıma bakmadan (evet, yaşımla derdim var.). o da tatlıydı (tatlı kelimesinin bu şekilde kullanımını bundan bir-iki seneye önce sevmezdim, ne ara dilime yapıştı bu?) neyse, bir sürü örneği var bu türün. "nick and norah's infinite playlist" de gene müziği merkezine alan bir film... muhtemelen uyarlandığı kitap daha fazla merkezine alıyordu ama neyse... çünkü böyle romanların ya da filmlerin en önemli özelliği sanırım bu: sana bilmediğin bir sürü şarkı öğretiyorlar. high fidelity'de resmen ufkum genişledi (tabii kitabı okuyana kadar bu konuda pek bir ufkumun olmadığını da hesaba katın. ama içindeki her şarkıyı itinayla dinledim. dibine kadar üzerine çalışılmış bir kitaptır kendisi).

aslında alakadar olduğundan emin değilim, zira izleyeli çok oldu ama "the perks of being a wallflower"ı andırdı biraz. bir tür bağımsızlaşma hikayesi... biri babasının ününün gölgesinde kalmış ve gerçek bir ilgi arayan norah, diğeri de saflığından kurtulamayan nick... büyüme hikayesi demek yanlış ama büyümeye giden yolda bir kırılma anı yaşıyorlar bir gece norah'yla. Bütün bir gece new york sokaklarında çılgınlar gibi biraz norah'nın arkadaşı caroline yüzünden, biraz da bir müzik grubunu bulmak için geziyorlar. ikisini de tutsak eden bazı zincirlerinden o gece kurtuluyorlar. müzik ikisinin de hayatında başrol denebilecek bir yerde... muhtemelen kitapta çok daha ayrıntılı bir anlatım vardı ve filmde yediler o kısmı.

neyse filmin en güzel tarafı aslında başrollerin normal tipler oluşuydu. bildiğin sıradan tipler...  ha bir de gay yakın arkadaşım olabilir mi? bir araştırmaya göre (sonuçtan da anlayacaksınız ki türkiye değil) kadınların çok büyük bir çoğunluğu noel hediyesi olarak yakın gay arkadaş istiyordu. evet, lazım. "beatles işi çözmüş" diyen arkadaşa bayıldım cidden, benim arkadaşım olabilir mi?

aslında uzun uzadıya yazılacak bir film değil gerçekçi olmak gerekirse. çok alamet-i farikası yok. ama güzel tarafı bir mesaj kaygısı da yok. ama uygun moddaysanız çok güzel gidiyor ki o yüzden bana iyi geldi. normalde de "bunu mutlaka izlemelisiniz!" tipinde biri değilim ama bunu müzikal modunuz olursa izleyin. arkada güzel şarkılar çalsın, gençler tatlı tatlı aşık olsun filan (şu an filmi itin götüne soktum yalnız)... kısaca tatlı kategorisinden girebilir izlenecekler listesine, ama benim romantik komedi listeme giremez. nayn davud!

bu arada filmi izleyince sakızdan nefret edeceksiniz. filmin yarısı olduğu için söylemiyorum.

not: niye bu filmlerin ismini türkçeye çevirirken zibidik hale getiriyorsunuz arkadaş!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder