22 Kasım 2009 Pazar

Twilight Saga:New Moon/Alacakaranlık Efsanesi:Yeni Ay


Şekerim basın, bir açılın lütfen:) Basın derken medya manasında(mânâ değil mana) basın tabii ki:P Tamam, basın gösterisine gitmiş değilim.Özel gösterime gittik bi parça:) Yalan söylemeyeceğim, basın ayağına gitmeyeydim para vermeyi planlamıyordum; indirecektim. Zira bu kitaplar film yapılması için yaratılmamış ya da sanırım doğru yapımcıya düşmedi. Ayrıca kitaplara zaten fazlasıyla verdim. Çok bir şey beklemiyordum filmden, ama ilkinden iyi.

Köprüden önce son çıkış baylar bayanlar. Buradan gerisini tepe tepe, suyunu çıkara çıkara anlatacağım haberiniz olsun:)

Kitap her ne kadar süper olmasa da gayet derli toplu anlatıyor derdini. Ama aynı derli topluluk iki filmde de yok. Ama bu kitabın filminde olaymış keşke, serinin en iyi kitabıydı bu. Bir kere filmde direk bir kitleye oynanmış: Kadınlar. Erkeklerin büyük bir kısmı yarı çıplak dolaşıyor, yarı çıplak olmasalar da ortalık hoş adam dolu:) Gerçi hemcinslerim, hedef kitle, sağolsunlar çok eğlendim. Dakka bir gol bir, ekranda Robert Pattinson görünür görünmez bir aaa sesi aldı, bizi de Sema'yla bir gülme aldı. Zira adamın karşıdan bir gelişi var, rüzgar bile ona "Biliyoruz bebeğim ne kadar karizma olduğunu, bu esinti sana gelsin" diyor. Ağır çekimde Edward'ın gelişini izlerken adım adım salondaki hatunlardan ilk reaksiyonu aldık zaten:) Gerçi şimdi haklarını yemeyelim, teaserı vardı daha film ortalıkta yokken dolaşan, Amerikalı kızlar ciyak ciyak bağırıyorlardı; bizimkiler yine iyi-yaratıcılar hem:)

Neyse hikayemiz malum, Bella 18 oluyor, yaş takıntısı neyim var. Zira Edward'ı 17 yaşında vampir oldu diye 17 benimseyecek kadar gerizekalı, adam 109 yaşında! Şekilcilik işte,yanında yaşlı durmaya tahammülü yok. Gerçi açılış sahnesi müthişti o noktada. İzlerseniz göreceksiniz, Bella'nın rüyasını güzel çekmişler. Neyse doğum gününü kutlamaya Cullen ailesinin evine gidiyorlar. Kağıt elini kesiyor bu yavrumun. Eh vampirler arasında elbette baştan çıkan olacaktı, Jasper baştan çıkıyor. Çıkan arbedede bir damla kan oluyor sana ciddi bir kesik. Tabii ortalık vampir dolu, her an üstüne saldırmaları an meselesi... Bir şey olmuyor olmasına da Edward ve Bella'nın uzun süreli kaderini belirliyor bir yerde o olay. Edward, Bella'yı bırakıp gidiyor özetle. Bu arada Robert Pattinson ne kadar çektiğini anlatmak için bir kaş büzmesi var ki ben o kaş büzmesini onun dışında bir kişide daha gördüm: Küçük Emrah! Bu filmde çok yok ama birinci filmde bol miktarda küçük Emrah bakışı yakalamanız mümkün:) Neyse bizimkiler gidince Bella kendini depresyona vuruyor. Ben anladım hadi, zira kitabı okuduydum. Bella kitapta zebil ziyan oluyor, ama filmde aynı şeyi hissettmek mümkün değil. Depresif filan ama Edward'ın yokluğu derinden sarsmış gibi görünmüyor. Tek bildiğimiz rüyalardan çığlık çığlığa uyandığı... Teselliyi bir arkadaş olarak Jacob'ın yanında buluyor. O da ayrı bir terane. Jacob, Bella'yı seviyor; Bella'ysa Edward'a aşık.Ama o da çok net anlatılmıyor. Kitabı okudunuz mu bilmiyorum ama Bella'nın perişanlığını öyle bir anlatıyor ki kitap ağlacak hale geliyorsun. Anam filmde ise pek bi'larç(large kelimesinin cümle içine girmiş hali-türkilizce). Bella, hissiyatını Alice yazdığı mailleri okuyarak bize söylemese anlamamız mümkün değil. Heh, Jacob'la arkadaşlığı diyorduk. Jacob'ın istediği tipte olmasa da arkadaşlık işte... Ama sinemadaki el sahnesi güzeldi:) İki yanda Bella'dan hoşlanan iki erkek ve ikisinin de elleri Bella'nın tutabilmesi için Allah'a yakarırcasına açık kalmış:) Bi Kılodya Şifır bi Bella işte o kadar popüler kasabada:P Devamında Bella'nın bir takım halüsilasyonları var ama Bella'nın tehlike içinde olduğunda Edward halüsilasyonu görmesi olayı da anlşılmıyor pek. Ama bu arada ne oluyor, o anlardan birinde Jacob'ı çıplak görüyoruz ve kızlardan beklenen tepkiyi alıyoruz "aaaaaaaa":) O tabii ki bir başlangıç. Zaten ortalıkta o kadar çok yarı çıplak erkek dolaşıyor ki "aaaa" tepkisinin ardı arkası kesilmedi. Özellikle Jacob kurtadam olduktan sonra filmde mütemadi bir yarı çıplaklık sürmekte... Gerçi Jake'i oynayan evlat 1992'li, benden küçük ve dünya ahret kardeşim olur lakin bir büyüsün çok can yakacak ablası:) '92'liyim dememiş, güzel kas yapmış, ama surat hala çocuk, benim nezdimde hoşlanılası değil. Fakat bu arkadaş bir beş sene sonra bir taş olacak, Rpatzz(Robert Pattinson) avcunu yalayıp bok yesin. Bana kalırsa bu evlat büyümeden filmleri bitirmeleri gerek, zira rpatzz'in karizması gidecek:)

Çok ara konulara dalıyorum bea dikkat dağıtacak çok şey var:) Kurtadamlar diyordum, yarı çıplak dolaşıyorlar:) Sapık zannediyorsunuz siz şimdi beni ama hakikaten öyleler. Cullen ailesinden çok(Edward halüsilasyonlarını tenzih ederim), kurtadamlar ordusu görüyoruz. Arada bir ordu olay oluyor pek tabii ki. Neyse özetle sonuna gelelim, bu kitabın deniz feneri Romeo ve Juliet ya Edward Bella'nın öldüğünü sanarak İtalya'ya intihar etmeye gidiyor(Olayları dramatize etmese olmuyor). Amaç güneşe çıkıp parlayarak soylu vampir grubunu kışkırtmak ve kendini öldürtmek. Zira vampirlerin alengirli bir plan yapmadan intihar edemediklerini öğreniyoruz-kitaptan:) Açıkçası Edward'ın kendini soyup güneşe çıktığı sahnede ben kızlardan çığlık bekliyordum ama birlikte izlediğim kız grubu çoğunlukla ikinci gruptandı kanımca. İkinci grup ne hatta birincisi ne diye sorduğunuz için teşekkürler anlatıyorum: Bu filmi izleyen heteroseksüel bayanların çoğu filmden bir erkeğe meyletmiş oluyorlar. Bu bayanların büyük çoğunluğu da kendi aralarında ikiye ayrılıyor: Isır beni Edwardçılar ve tırmala beni Jakeçiler. Bizim izlediğimiz salon tırmala beni Jakeçilerden oluşuyordu, çünkü Jake'in kaslarını sergilediği her ana tepki geldi:) Edward soyunduğundaysa hiçbir çıt yok. Ya da sahnenin heyecanındand ne bilem, Bella manyak gibi Edward'ı engellemeye çalışıyor o sırada... Tabii ondan sonra da olaylar oluyor. Bella, Edward'ın güneşe çıkmasını engelliyor ama yine de vampir kraliyet ailesinin gazabından kurtulamıyorlar. Bu arada Edward'ın kardeşi Alice-ki geleceği görbiliyor- geleceği bu yaşlı ve soylu vampirlerden birine gösteriyor: Bella vampir olacak. O geleceği gösterirken kamera yavaş yavaş Aro'nun gözüne doğru ilerliyor. Anlıyoruz ki geleceği görecek. Ben de kan revan Bella'nın vampir olacağı sahneyi bekliyorum inan ki... En azından vampir olmasa da ne bileyim avlanrken filan. Aro'nun gözüne giriyoruz ve sahne şu: Edward, üstünde yelek-gömlekle çayırların içinde huzurla koşarken Bella'da tiril tiril bir elbiseyle Edward'ın bu huzur ve aşk dolu koşusuna katılıyor. Ben bir Türk evladı olarak arka fonda "Hani kuşlar ağaçlar binbir renkli çiçekler, nasıl yakalamıştık saçlarından baharı?" isimli güzide eserin icra edilmesini beklerdim. Valla yapımcılara "Olm biz bu işi 30 sene önce yaptık naber?" deme isteğiyle dolup taşıyorum. Bir Ediz Hun, bir Hülya Koçyiğit bu konuda daha çok pratik yapmış insanlar. Tecrübeleriyle Amerikan sinemasının gerçekten elinden tutabilirler. Bu koşu sırasında farkedilern tek şey Bella'nın kafasını sahneyi çekmeden önce pudra kutusuna sokup çıkarmış olmaları, vampir yani:) Neyse sonuç itibarıyla bundan bir kaç sene öncesine kadar kimsenin haberi olmadığı ama şu an turist dolup taşan Forks's geri dönüyorlar. Orası da pek anlaşılmıyor ama kitapta Bella'nın vampir olası meselesi şöyle bir geçiliyor. Başta gördüğümüz Cullen ailesini bir de sonda görüyoruz.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere:) Salon en çok bununla eğlendi sanırım. Kitabı okuyanlar bilir, okumayanlar da bu yazıyı sonuna kadar okuduysa kitabın yarısını anlattım zati artık çok geç, Edward Bella'nın vampir olabilmesi için kendisiyle evlenmesini şart koşuyor. Filmde tam orada, Edward'ın Bella'ya "Marry me" demesiyle ve Bella'dan ses çıkmamasıyla bitiyor. Ama ortada bir yanıt var, Bella evet demesiyse de... Edward Bella'ya "marry me" dedi ve ekrandan daha suratı çıkmadan sinemanın arka sıralarından net, kararlı ve istekli bir sesten "yes!" yanıtı geldi:) Ahahaha millet bu cevabı versin diye özellikle tasarlamış olabilirler mi bu sahneyi acaba:) Ama çok güldüm, gerçekten... Tepkiler zaten müthişti. Sizin anlayacağınız sinerjisi çok yüksek bir salonda izledik filmi:) Böyle tepkileri bir de zamanında The Curious Case of Benjamin Button'da almış idim, ama bunun tepkileri daha iyi. Ama sorarsanız film kötü bence. Çok ciddi anlamda kırpılmış. Ha ilkinden iyi, ilkinde kamera hiçbir türlü sabit durmuyordu. Oyunculuklar da daha iyi. Ama ilk filmde olduğu gibi Robert Pattinson'ın iyi bir vampir kötü bir oyuncu olduğu fikrimi koruyorum. Kristen Stewart, ne bilem üff, o kız çok sıkıcı bea. Gerçi Edward hala mükemmel erkek listesindeki yerini koruyor:) Hele de ben Midnight Sun'ı okuduktan sonra, ısır beni Edward!

Müzikler yine çok süper! İki filmin de en kuvvetli yanı bu, çok iyi müzikleri var. Sadece çalan şarkılar da değil, tema müzikleri de iyiydi bence. Bir de keşke diğer karakterlerin hikayelerine biraz yer verseler, hiç anlatmıyorlar süs gibi... Gitgide iyiye gitmesini Şafak Vakti'nin(dördüncü kitap) çok iyi çekilceğine yoruyorum:) Gerçi 4.filmin çekilip çekilmeyeceği de meçhuldü en son, üçüncü film Tutulma'nın gösterim tarihi için de 2010 diyor bakalım. Hanımlar hadi hayırlısı!(Erkekler okuyor mu bilmiyorum ama zaten tahminim bu kadar kadınsı bir yazıya dayanamıştır, yoksa ayrımcılık yapıyor değilim:))

Hanimiş: Hey yavrum ne yazmışım be! İmleci kaydırmakla sayfa tükenir mi:)

6 yorum:

  1. ısır beni edwardçılar, tırmala beni jakeçiler :D zubudahahahaha diyorum. bütün seriyi bu kategorizasyon üzerinden özetlemişsin bence. gerisini yazmaya gerek bile yok :D öldüm buna gülmekten.

    YanıtlaSil
  2. Ben henüz iki kategoriye girmiyorum. İlk filmi izledim rezaletti. Bunun da iyi olduğunu düşünmüyorum ama henüz izlemedim. Çok güzel anlatmışsın gülmekten gözlerimden yaş geldi :)

    YanıtlaSil
  3. teşekkürler ama sonradan gözden geçirince farkettim ki üç kelime de bir ben kitabı okudum demişim:) çok pardon:)

    YanıtlaSil
  4. Bir kere daha okudum bir kere daha güldüm :)

    YanıtlaSil
  5. Yazıya bayıldım cidden isir beni tırmala beni kısmı muhteşemdi :D Kitaptaki edwardçıyım ben :D

    Ve kesinlikle filmde bir şey anlatılmadığına üzelerek ben de katılıyorum :))

    Bu arada edward ile bellanın koşma sahnelerine yorumun gülme krizine soktu beni :D:D:D

    Ben o sahneyi 4. kitapta bella vampir olarak uyanınca edwardla avlanmaya gidiyorlar. Moda tutkunu kardeş Alice tarafından ipek elbise giydirilmesi falan. Bana o sahneyi hatırlattı :))

    Benim filmi izlediğim sinemada hiç çıt yoktu yaa :s Kitabı okuyan belli kesimden (ben de dahil) ay bu ne burada şu şöyle oluyordu fısıldaşmaları, ayy ben kitabın bu bölümünde çok ağlamıştım (arada burun çekmeler vs.), Kitapta arayan edward değildi gibi kınamalar eşliğinde ve yorumlamalarla izledim :D Ve daha güzeldi koca bi salon dolusu kızlar (ve yanlarında yüzlerinden düşen bin parça erkek arkadaşları... ), ve mükemmel yorumları ve gözyaşları :D:D

    Yazın için teşekkürler ellerine sağlık. :))

    YanıtlaSil
  6. Çok güldüm, katılıyorum ısır beni Edward kanım son damlasına kadar senindir. :)

    Tarih 84

    YanıtlaSil